Geçmişten Günümüze Satranç

Eski Satranç TaşlarıAltıncı yüzyılda Hindistan’da doğan satranç, tüccarlarla İran’a geçti.Yedinci yüzyılda Araplar İran’ı alınca satranç Arap topraklarında da yayılmaya başladı.Arap akıncıları ile birlikte Kuzey Afrika’dan İspanya’ya geçen satranç Ortaçağ’da şövalyelerin gözde oyunu oldu.Arap ve Avrupa el yazmalarından sonra İspanyol Lucena’nın1947 yılında kaleme aldığı ilk basılı satranç kitabında  satrança eklenen yeni kurallar açıklandı:Vezirin ve filin hareket alanlarının genişletilmesi,rok,geçerken alma,piyonun vezir olması. Böylece günümüze kadar değişmeden gelen kuralları ile dinamik, ustalık ve incelik dolu, bilgiye dayanan modern satranç dönemi başladı ve satranç İspanya’dan sonra;İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’da hızla yaygınlaşmaya başladı.Satranç kurallarının 7. yüzyıldan günümüze kadar geliş hikayesi oldukça etkileyici ve karışıktır.

İlk Satranç Oyunlarından       

Satrancın atası MS 600’de oynanan Çaturanga isimli oyundur. Tarihçiler satrancın (daha doğrusu çaturanga’nın) din zulmünden kaçan budist rahipler yoluyla Çin’e götürüldüğünü düşünmektedirler.

Çin satrancı 8. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır ve onu Japon versiyonu Shogi (Şogi) takip etmiştir.

Öteki yöne dönüldüğünde, satranç 625 yılları civarında Pers ülkesine ulaşmıştır.Persler bu oyuna Çatrang ismini vermişlerdir.Araplar satranç hastalığına 25 yıl sonra yakalanmışlar ve Şatranc ismini vermişlerdir.

Emeviler İspanya’yı 700 yılında işgal ettiklerinde, yanlarında satrançı da getirmişlerdir.

Bizans İmpratorluğu ile de karşılaşma önemli bir dönüm noktasıdır.

Arnavutluk’taki arkeologlar, Butrint kentinde 5. ya da 6. yüzyıla ait bir sarayda yaptıkları kazada fildişinden yapılmış bir satranç taşı buldular. Taşın vezir mi, şah mı olduğununsa araştırıldığı söyleniyor. Hindistan’da 4. ya da 5. yüzyılda doğduğuna inanılan satrancın, Avrupa’ya İpek Yolu’yla geldiği tahmin ediliyor. Tarihçiler, bu oyunun 12. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’da üst sınıftakiler tarafından oynanmaya başladığını tahmin ediyor.

Satrancın bilinen 1500 yılı aşkın tarihi boyunca gelişmesi ve yayılmasında önemli rol oynayan Türkler,son birkaç yıla kadar nicelik ve nitelik olarak bu geleneğe biraz uzak kalmış görünüyorlar.

H.J.R. Murray’in 1913 baskılı “Satranç Tarihi” adlı eserinde Arapça ve Farsça el yazmalarından yararlanılarak bazıları XII. yüzyıla kadar dayanan 500’ün üzerinde konum verilmektedir. IX. yüzyılda, en güçlü büyük ustaların Türkler, Araplar ve İranlı’ların arasından çıktığı zamanlarda dünyanın en güçlü 4 satranççısı arasında bir dünya Şampiyonası düzenlenmiş ve Türk tarihçi Sâlî, tüm rakiplerini yenerek ilk dünya satranç şampiyonu olmuştu.

Yüzyıllarca satranç yavaş stratejik bir oyundu. 1400’lü yılların sonunda iki uzun menzilli taşın (Fil ve Vezir) icadıyla oyun hareketlendi. Oyun bu taşlarla beraber çok heyecanlı hale geldi ve bir süre sonra İspanya’dan tüm Avrupa’ya yayıldı.

Rok kuralı çok daha yavaş kabul edildi.Başta Şah istisnasız en fazla bir kare ilerleyebilirdi. Ama Fil ve Vezirin oyuna dinamik bir şekilde katılımından sonra Şahın biraz yardıma ihtiyacı olduğu anlaşıldı. Orta çağlarda bir süre rok hareketi iki hamlede gerçekleştirildi. Ama 1600’lerin başında artık bir hamlede rok hareketi kural haline gelmişti.

Şah ve Kalenin rok hareketiyle tam olarak nereye yerleştirileceği ancak 17.yüzyılda belirlendi ve İtalyanlar kendilerine özgü rok hareketine 1900’lere kadar sahip çıktılar.Francois André Danican Philidor ’un 1783’te iki kişiye karşı körleme satranç oynaması, Avrupa’da ” İnsanlık Tarihinde Bir Fenomen” olarak lanse edilmişti.

On dokuzuncu yüzyıl sonlarında satrancın ilk büyük yıldızları belirdi: Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz. Güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı: 1851 Londra, 1857 New York, 1883 Londra, 1889 Hastings ve Saint Petersburg.

İlk dünya satranç birincisi sayılan Steinitz’den sonra, Yirminci yüzyılın başlarında Lasker, Capabalanca, Alekhine ve Euwe, İkinci Dünya Savaşından sonraki yıllarda, Botvinnik, Smyslov, Tal, Petrosian, Spassky, Fischer, Karpov, Kasparov, Khalifman ve Anand dünya satranç birincisi unvanının sahibi oldular.

Böylece, olimpiyatlar, turnuvalar, uluslararası karşılaşmalar, dünya birinciliği maçları, turnuva kuralları, oyunların yazılması, oyunların ve bilgilerin binlerce kitapta toplanması, satranç saati, oyuncuların sınıflandırılması ve herkese açık satranç kulüpleri ile bir spor dalı olan satrancın bu özelliği en belirgin şekilde ortaya çıkmış oldu.PlayE4 Satranç Yükle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir